''alt’ın bir dünyası var''
alt grubu ile nasıl oluştuğunu, müziğini, geleceğe
bakışlarını ve gizemli halleri hakkında konuştuk.
alt grubu nasıl oluştu?
orkun: okan, 2000 yılında bana grup kurmayı önerdi. beraber çalmaya
başladık, bir-iki bar projesi oldu ama pek yürümedi zaten aklımızda hep kendi
müziğimizi yapmak vardı, o yüzden okan, kendi stüdyomuzu yapmayı önerdi ve
böylece bir yıl içinde kendi çalışma yerimizi yaratmış olduk. 2001 yılında bir
tv projesinde sertan’la tanıştık ve davula o geçti. batuyla 2002 yılında
çalışmaya başladık. daha önceden tanışıyorduk, comma’dan ayrılmıştı ve biz de
ona birlikte çalmayı teklif ettik ve basa da o geçti. alt ismi batu gelmeden
hemen once belirlenmişti. alt’ın oluşum öyküsü kısaca böyle ama herşey bu kadar
kolay olmadı tabi ki, okan’la çalmaya başladığımızda vokal yapmıyordum, uzun bir
zamanı eleman arayışlarıyla geçirdik özellikle basçı ve vokalist bulmak için çok
uğraştık bir türlü kafamıza göre birini bulamadık ve nerdeyse iki yıl süreyle
hep sabrettik, bekledik belki de başkası olsaydı bu işten çoktan vazgeçmişti.
sertan’ın eklenmesiyle biraz toparlandık, vokale de ben geçmiştim yavaş yavaş
besteler çıkmaya başlamıştı ama uzun bir süre bassız çaldık ki müzikle
uğraşanların da iyi bildikleri gibi, bu tam bir işkenceydi bizim için. batu’nun
gelmesiyle işler hızlandı, şarkılar iyice oturdu ve konser vermeye başladık. bu
kadroyla neredeyse bir yılı doldurduk.
müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
orkun: en ölümcül soru. haklı olarak sorulan soru, haklı olarak cevapla(ya)mayacağım
soru. insanları sinir etme pahasına “en iyisi dinlemeniz” diyorum ve bu yükü
üzerimden atıyorum.
ileriye dönük planlarınız neler?
batu: bekliyoruz açıkcası. zamanın akması benim için en doğru cevap
sanırım. çünkü daha herşey çok yeni. ne oluyorsa oluyor. eğer içimizden çaba
sarfediyorsak zaten herşeye ulaşmak da imkansız değil. sadece biraz sabır ve
zaman. yine benim için undergroundda kalabilmek, ticarete dönüp de ruhu
kaybetmemek en büyük dileğim.
okan: önümüzdeki bahar şenliklerinden sonra diğer parçaların kayıtlarını
yapmayı düşünüyoruz stüdyomuzda, eğer albüm için istediğimiz türde bir gelişme
olmazsa. albüm için ise bizim kadar samimi, amatör ruhta ve aynı zamanda
eksiklerimizi gerek profesyonelliği gerek teknik imkanları ve vizyonuyla
kapatabilecek, ortaya artı değerde bir şey çıkması için uğraşacak insanlarla
çalışmak istiyoruz. örnek vermek gerekirse bizim müziğimizden gerçekten haz
etmeyecek bir tonmaister veya prodüktör ile çalışmak istemeyeceğimiz gibi,
müziğimize bir yorumu veya katkısı olmayan biriyle de çalışmak istemeyiz.
kısacası müziğin yaratılmasından kaydedilmesine, pazarlanmasına kadar olan süreç
ve kişiler de bizim için önemli...
orkun: ayrıca müziğimizi daha renkli hale getirmek istiyoruz, mesela
elektronik sesler, efektler ve looplar ekleyerek. maddi ve teknik sorunları
aştığımızda.
layne staley'in dediği gibi; "iyiler genç ölür, masumlar her zaman ağlar!"
staley genç yaşta ölümü seçti. o'nu siz albümüzde yer alan "kırılgan melek"
şarkısıyla çok iyi anlatmışsınız.
kırılgan melek... / sana da bu yakışırdı... / kırılgan melek... / sana da bu
yakışırdı... / sesin artık cennetten, / gözyaşların bulutlardan, / geliyor
süzülerek, / bak uçmayı da öğrendin sonunda... / sesin artık cennetten, /
gözyaşın bulutlardan, / geliyor süzülerek, / yavaşça...
okan: orkun bu bestesini ilk çaldığında stüdyoda gerçekten etkilemişti
beni..daha sonra loş ışıkta birayla geçen dakikalarda ilk trafiği belirledik
beraber. gerçekten çok içtendi parça, ve o aylarda baya duygulanıyorduk bu
parçayı çalarken...
grup üyeleri kimleri dinler?
orkun: benim için 3 koordinat çok önemli, zaman, mekan, müzik... bunların
uygun bileşiminde yerçekimi ortadan kalkıyor, bir nevi orgazm durumu... bunu
yakalamaya çalışıyorum hep. özellikle ev dışındayken sürekli müzik dinliyorum.
yanıma birkaç cd alıyorum, o an hangisi beni çekiyorsa onu dinliyorum. genelde
birkaç günlük dönemler halinde değişiyor dinlediğim müzik türü. bazen birkaç gün
sert müzik dinleyip ardından 1-2 hafta hiç gitar barındırmayan müzikler
dinliyorum. bu yüzden hiçbir grubun fanı değilim sanırım, ama ayrıcalıklı
olanlar tabi ki var mesela tool, a perfect circle, alice in chains, bush, pearl
jam, lamb, radiohead vb. ama bu grupları da herzaman kaldırabildiğim söylenemez.
bu aralar sigur ros dinliyorum özellikle.
sertan: müzik dinlerken sınıflandırma yapmaktan kaçınırım. her müzik
türünde beni ifade eden noktalar yakalayabiliyorum. ama tabii ki öne çıkan
türler var. fusion, iskandinav folk, black metal, progressive metal, klasik türk
müziği başı çekiyor. isim olaraksa dave weckyl band, secret garden, venom,
ayreon’u örnek verebilirim.
batu: ben gri olarak adlandırıyorum kendimi. yani eskiden çok ayrım
yapardım. insanları dinledikleri müzik yüzünden çok yargıladığım oldu. müzik
olgunlaşmayla paralel ilerliyor. yargıların kalkabiliyor ortadan. ruhuma uyanı
dinliyorum şu an. 80’ler müziği geçmişten gelen birşey. özlem gibi. sanırım
synthesizer beni çeken kendine.
okan: eskiden ben de çok önyargılıydım müzik türleri konusunda, yaşım
ilerledikçe bir çok şey gibi bu konuda da yanıldığımı anladım, şu sıralar
radiohead’in eski albümlerini keşfettim onları dinliyorum, dinlemezdim, büyük
bir hataymış. ayrıca birde dave matthews band dinliyorum, ve radio eksen tabi.
demo kapağınız da ve web sayfanızda bir gizemlik var. kendi yüzlerinizle
değil de müziğinizle ön plana çıkmak istiyorsunuz. bunun nedeni nedir? neden
gizleniyorsunuz?
okan: fikirlerimizi ve müziğimizi şık biçimde paketlenmiş bir ürün gibi
sunmak istemiyoruz, bir şey için çaba sarfetmezseniz o sizin için değerli
olmuyor. açıkçası bizi dinlemek isteyebilecek insanlara ulaşmak istiyoruz,
kitlelere ulaşmaktansa bireylere ulaşma gibi bir şey bu. web sayfamızdan bile bu
sayfa boş diye geri dönenler oldu, eğer en ufak bir arayış veya çabanın içine
bile girmeye hazır değillerse sanırım bizim müziğimiz pek uygun değil bu tip
kişilere...
orkun: birilerinin seni merak ettiğini bilmek ve sanki gerçekte olmayan
kişiler tarafından bu müziğin yapıldığı hissi uyandırmak eğlenceli... bence bizi
görmemek insanların müziği daha rahat kabullenmesini sağlıyor ayrıca müzik de
daha anonim bir hava kazanıyor, çünkü herbirinin aklında başka bir görünüme
sahibiz, kafalarında nasıl yaratıyorlarsa öyleyiz...bu arada ileride siteye bizi
konu alan bazı çizimler eklemeyi düşünüyoruz tabi yine de bizi aynen
yansıtmayacak çizimler. kısaca, alt’ın bir dünyası var... amatör ruhla beslenen
bir dünya...gerektiğinde sığındığımız dünya...sığınabilecekleri bir dünya...
altmosfer belki de bu anlama geliyor...
batu: amaç gizemli olmak değildi. müziğimizin yanına düşüncelerimizi de
sunabilmeti. bu da görsel açıdan bu şekilde gelişti. sanata saygımız çok fazla.
görselliğin sunumu anlatım için çok uygun. konserlerde de bu görselliği sunmak
istiyoruz.
sizi dinlemek isteyenler demo albümünüze ve alt grubuna nasıl ulaşabilirler?
orkun: www.altmosfer.com ‘da demo linkine tıklarlarsa demoyu
bulabilecekleri yerleri görebilirler. eğer dinlemek isterlerse aynı sayfadan
şarkıların mp3 lerini de indirebilirler. tabi demomuzu satın almaları bizim için
de onlar için de daha anlamlı olur. çekinmeden alt@altmosfer.com a yazabilirler.
yolunuz açık olsun... teşekkürler
orkun: biz teşekkür ederiz. rocktr.com’un daha da büyümesi dileğiyle...
|