şu andaki müzik ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
orkun: organizasyonların ve yapılan kayıtların sayısı hergeçen gün artıyor, forumlarda müzik konuşuluyor, internet sayesinde herkes istediği gruplara ulaşıyor, en önemlisi grupların sayısı artıyor. yani olumlu bir görüntü var gibi gözükse de bence ama şu anki müzik ortamı bir kaç kişinin söz sahibi olduğu ve yönlendirdiği eski kafalı dar bir piyasadan ibaret, hep bahsedilen türk rock müziğine destekten eser yok. birilerinin eşi dostu diye desteklenen kişiler olmamasını istiyorum. işini iyi yapanı desteklemekten utanmayalım.
türkiye'de tuttuğunuz, ileride büyük başarılar elde edeceğini düşündüğünüz gruplar var mı?
batu: duman’ın
ilerleyişi iyi şu anda. ama bence ilk albümlerindeki doğallık devam etseydi şu
an bulundukları konumdan çok daha iyi bir yerde olacakları kesindi. isim vermek
istemiyorum ama türkiye’de birçok grup aynen bu şekilde ilerliyor. ilk albümde
çıkan doğallık yerini ticarete bırakıyor.
orkun: climb bence büyük işler yapabilir ileride.
amatör grupları nasıl buluyorsunuz?
batu: amatörlük ve
profesyonellik arasındaki fark kolay anlaşılabilecek birşey değil. yani bunun
oluşumu için bazı faktörler var. amatör olarak
nitelendirilen bir grup, bu faktörler sayesinde bir anda profesyonel olarak da
adlandırılabilir. o yüzden şu anda kimin hakkında konuşucağımı da
bilemiyorum.
orkun: amatör gruplar
hakkında pek birşey söyleme hakkım var mı diye düşünüyorum, çünkü hala o kadar
profesyonel değiliz. yine de sadece
dinleyici gözüyle şöyle demek isterim, çoğu grubun müziği, yabancı şarkıların
sözlerinin ürkçeleştirilmiş hali gibi geliyor yani bir özgünlük yakalayamama
durumu var, özgünlük yakalamak derken, müziğe saz ve keman eklemekten
bahsetmiyorum yanlış anlaşılmasın. ruh katmaktan, benzersiz olmaktan
bahsediyorum, tabi bunu yapabilmek hiç de kolay değil. bence türkiye’de en iyi
örnekler: duman ve mor ve ötesi.
popüler olma konusundaki düşünceleriniz neler?
orkun: daha ulaşmamız
gereken çok insan var, onlara ulaşmak, daha fazla tanınmak istiyoruz tabi, ama
ne zaman sokaktaki 5 yaşındaki çocuk alt‘ı
bilir, o zaman bir problem var demektir. aşırı popülarite istemiyoruz, sadece bu
müzik, gereken insanlara ulaşsın yeter. zaten alt’ı herkesin
dinlemesi alt’ın ve yapılan müziğin doğasına aykırı olur. ayrıca popülaritenin
amatör ruhu yoketmesi korkusu da taşıyoruz...
parçaların oluşum sürecini anlatır mısın?
orkun: demo şarkılarını yaptığımız dönemde, genelde söz ve akorları evde hazırlamış olarak geliyordum stüdyoya. genelde pek birşey değişmiyordu, üstüne okan, batu ve sertan kendi fikirlerini ekliyordu. artık daha çok bütün müziği stüdyoda yaratmaya çalışıyoruz, daha çok doğaçlama yapıyoruz. beğendiğimiz fikirleri kaybetmemek için kayıt yapıyoruz. eğer havayı yakalarsak bu fikirler ileride şarkılara dönüşüyor.
2002'nin en iyi albümü ne sizce?
batu: açıkçası çıkan albümleri çok fazla takip edemiyoruz. kulağımıza ulaşan grupları dinliyoruz daha çok. eğer o sıra bize hoş gelmişse dinlemeye ve desteğe devam ediyoruz. yani zorlama bir cevap vermemek lazım bu esnada. aklıma gelen şu an vega’nın albümü sadece.
sitenizdeki günlük kimin fikri?
batu: günlük fikri bana
ait. amaç bizi dinleyen, destekleyen insanlara müziğimizin yanında başka
şeylerde sunabilmekti. bir anlamda samimiyeti
arttırmaktı. ileride bu düşüncenin yanına “forum” fikrini de ekleyeceğiz.
böylece karşılıklı düşünceler paylaşılabilecek.
müzik ne çağrıştırıyor size?
orkun: kelimeler ve
anlamları üstünde çok konuşulur, sanat yönünden de incelenir ama en iyisi hiç
konuşmamak. bütün anlamı kayboluyor. sadece kendimi rahatlatma amaçlı yaptığım
birşey... terapi gibi… kafanı kurcalayanları kusmak ve rahatlamak için
kullanılan yollardan biri o yüzden çıkan müziğin türü de bu. amacıyla ilgili
yani. resim de yapıyor olabilirdim. önemli olan ortaya ürün çıkarmaktı. bu
koşullarda belki de
biraz bilinçsizce ve eğlence amaçlı olarak bu aracı seçmişim kendime. yeni yeni
farkına varıyorum ne yaptığımın. giderek silaha dönüşüyor müzik, onunla güçlü
hissediyorum kendimi.
müzik dışında nelerle uğrasıyorsunuz?
batu: hepimiz hala öğrenciyiz. bu oldukça zorluyor bizi. yani öyle inanılmaz dereceler yapan öğrenciler değiliz. diğerleri gibi herbirimizin kendi arkadaş grupları var. zamanı geçirebilmek için gündelik yaşamlarımızı yaşıyoruz. çoğu zaman evlerimizde takılıyoruz. birlikte geçirdiğimiz zamanlar genellikle güzelyalı’daki evimizde geçiyor. çalışmadığımız zamanlar küçük salonumuzda oturuyoruz. konuşuyoruz, gülüyoruz genelde. içtiğimiz zamanlardaysa değişiyor konuşmalar, herkesin yaptığı muhabbetler dönüyor aramızda. sinemaya ilgimiz çok. battaniyelere sarılıp film seyrettiğimiz zamanlar çok fazla.
felsefeniz ?
orkun: buna felsefe
denilebilir mi bilmiyorum ama herzaman doğal olmaya çalışıyoruz. müziğin
kendiliğinden doğmasına çalışıyoruz, zorlamıyoruz,
böylece zorlanmıyoruz, sıkılmadan yapiyoruz bu işi. içimizde barındırmadığımız
birşeyi müzikte de barındırmamaya çalışıyoruz. hep çalışıyoruz diyorum çünkü her
zaman başaramazsın bunu...bu yüzden müzikle uğraşmak kendini tanımak için iyi
bir yol. eğer doğal olduğuna ve kendiliğinden ortaya çıktığına inanıyorsan onu
inceleyerek kendini daha iyi gözlemleyebilirsin. kendini tanımak için bir
“araç”(tool). tool grubunun ismi de buradan geliyor mesela.
diğerlerinden farkınız..
okan: odtüde konserine
geldiğimizde pasajda sabah 9'da kahvaltı ederken orkun şöyle dedi: hiç de buraya
konser vermeye gelmiş gibi bir havamız yok... sanırım bir çok farkımız vardır
diğer gruplardan ama bir farkımız da bu, bir şekilde kafamızda hala sürekli biz
ne yapıyoruz, neden burdayız gibi sorular olması. bir çok grup ve müzisyen
yollarını çizmiş yada çizilmiş bir
doğrultuda giderken, bizim geleceğimiz ile ilgili kafamız hala çok karışık.
aklıma gelen diğer önemli bir şey ise bireysel anlamda ortaya çıkan şeylerin
önemli olduğunu düşünmemiz, bir grup olsak da bir yandan da her birimiz kendi
yolumuzu çizmeye çalışıyoruz yaptığımız işlerde..
|